
Cami, kilise vb. büyük yapılarda daha önce kullanılan top kandillerin yerini avize aldı. İlk zamanlarda mum, sonra havagazı avizeleri kullanılıyordu. Elektrik keşfedilince avizelere de ampuller takıldı. XVII, XVIII ve XIX. yüzyıllarda Fransa, Bohemya ve Venedik’ten getirilen billûrlar Türk zevkine göre işlenirdi. Avizeler XIX. yüzyılın sonuna kadar bütün saray, yalı, konak ve köşklerin tavanını süslemiştir. İstanbul’da çeşmibülbülden yapılmış lâle, karanfil ve gül gibi çiçek motifleriyle süslenmiş zarif kollu avizeler o yıllarda moda olmuştu. Avizelerin pirinç, tunç, ağaç, billûr gibi türlü malzemelerden yapılanları vardı. Bohemya kristalleri, Venedik camları, bakır, porselen ve ahşabın bazen ayrı ayrı bazen de birlikte kullanıldığı oluyordu. Tavana asılan şamdanlı, lambalı billûr veya metal süslü aydınlatma aracına avize denir. Cam, metal, ahşap gibi türlü süsleme gereçleri kullanarak abajur, masa lambası, aplik, avize vb. aydınlatma araçlarını, el takımları, makine ve teçhizatı kullanarak sorumluluk içinde kendi başına yapabilen kişiye avize imalâtçısı denir. Öğretim programlarının ve modüllerin hazırlanmasının her aşamasında, iş yaşamının iş gücüne dönük gereksinimlerinin tüm yönleriyle dikkate alınması amacıyla sektörel kuruluşlarla karşılıklı görüş alışverişi ve iş birliği gerçekleştirilmiştir.